PANİK BOZUKLUK VE TEDAVİSİ
Panik bozukluk, panik atak; Gençlik ve orta yaş dönemlerinde çok sık rastlanan, temel belirtisi kötü bir şey olacakmış hissi olarak ifade edilebilen ve kadınlarda erkeklere göre daha çok görülen bir psikolojik rahatsızlık olan panik bozukluk günümüz insanının iş ve aile yaşantısını önemli ölçüde etkileyen bir hastalıktır.
Panik atak,panik bozukluk belirtileri: Panik bozukluğun en önemli belirtisi “kötü bir şey olacakmış hissidir.” Hasta başına kötü bir şey geleceğinden, öleceğinden, çıldırmak ve delirmekten, kontrolünü kaybetmekten korkar. Yoğun kaygı yaşayan hasta bu olumsuz düşüncelerden kurtulamaz ve kriz yada bayılma diye nitelendirdiği, panik nöbetleri geçirebilir.Halk arasında da en çok bu iki kavram yani panik bozukluk ve panik atak kavramları birbirinin yerine kullanılır. Panik bozukluk hastalığın genel adıdır ve bayılma şeklinde kendini gösteren nöbetler ise panik atak nöbetleridir. Panik bozukluk yoğun kaygı durumunun paniğe dönüşmesiyle panik atakları da beraberinde getirir.
Hasta panik nöbeti sırasında aniden başlayan; ateş basması ve terleme, bilinç bulanıklığı, sararma, nefes almakta güçlük, göğüs ağrısı, halsizlik ve baygınlık hissi, kontrolünü kaybetme ve ölme korkusu gibi belirtiler yaşar. Belirtiler ortalama 10-30 dakika sürer ve kendiliğinden geçer. Hasta panik nöbeti geçirdiğinde yakınları tarafından acil servise getirilir ve yapılan muayenede herhangi bir soruna rastlanmaz.
Panik atağın karıştırıldığı diğer hastalıklar
Panik atak en çok kalp rahatsızlıklarıyla karıştırılır ve hastalar önce acil servise daha sonra da kardiyoloji uzmanına başvurur. Yapılan muayene ve EKG tetkiklerinde herhangi bir bozukluk tespit edilmez ve durumun psikolojik olduğu anlaşılır. Fakat bedensel bir rahatsızlığı olmadığının anlaşılmasına rağmen çoğu hastanın kaygısı ortadan kalkmaz ve başına kötü bir şey gelecekmiş, kötü bir haber alacakmış, kontrolünü kaybedecekmiş ve delirecekmiş gibi düşüncelerden kurtulamazlar.Bu hastalar heyecanlandıklarında kalplerinin çarpmasını veya derin nefes almalarını, tansiyonlarındaki yükselme ya da düşüşü panik nöbetlerinin habercisi olarak yorumlar ve bu belirtilere odaklandıkları için belirtilerin şiddeti artar ve sonuçta da panik nöbeti geçirirler. Oysaki heyecan durumunda veya tansiyon hareketlerinde her sağlıklı insanın vücudu da aynı tepkileri verir ve bu tepkiler geçicidir. Panik bozukluğu olan hastalar bu belirtilere ne kadar çok odaklanırlarsa panik nöbeti yaşamaları da o oranda artar.
Panik atak günlük hayatı kısıtlıyor:
Hasta özellikle yoğun kaygı nedeniyle bayılmalar şeklinde panik atak nöbeti geçirilmişse aynı nöbetin tekrarlanacağına yönelik kaygılanır ve bu beklenti anksiyetesi nedeniyle hastanın günlük hayatını idame ettirmesi çok zorlaşır. Panik bozukluğu olan hastalar ev ve iş hayatında bir çok kısıtlamalara gider.Özellikle bazı hastalarda agorafobi gelişebilir ve yalnız başına dışarıya çıkmaktan, açık alanlarda dolaşmaktan, yolculuk yapmaktan kaçınır, daha önce nöbet geçirdiği yer ve durumlardan uzak durmaya gayret eder, evde yalnız kalmaktan korkar ve bu korkuları nedeniyle kısıtlı bir hayat yaşamaya başlarlar. Temel korkuları “ya gene nöbet gelirse ve yanımda bana yardım edecek birileri bulunmazsadır .”
Panik bozukluk tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.
Tedavi biraz uzun sürebilir ve tedavide ilaçların yanı sıra bilişsel-davranışçı terapi ağırlıklı psikoterapinin önemi büyüktür. İlaç tedavileriyle bozulan hormonel faaliyetler düzenlenmeye çalışılır ve bu tedavi 6-12 ay kadar sürebilir.Psikoterapi çalışmalarında ise hastanın panik bozukluğa yol açacağını düşündüğü durumlarla ve panik nöbetlerini tetikleyen yanlış düşünceleriyle ilgili olarak çalışılır. Nefes egzersizleri öğretilir. Ayrıca hastada çoğu zaman panik bozukluğa ek olarak agorafobi gibi günlük hayatını kısıtlayan sorunlar da ortaya çıktığı için sistematik duyarsızlaştırma yöntemiyle korkularının üzerine gitmesi için yardımcı olunur. (Psikolog ilhan Bozkurt'un bu yazısı Hürdüşün gazetesinde yayınlanmıştır)
Kaynak:(www.onlineterapiler.com) Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısmi alıntılar yapılabilir ve devamı için makale lingi eklenebilir, ancak link kaynağı gösterilmeden veya yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.